25 Ocak 2010 Pazartesi

ÜTÜ=SABIR !!

Ütü yapmak bana göre sabır göstergesidir..Hiç özenmemişimdir ütü masasını tv önüne kurup saatlerce iç çamaşırları hatta çorapları bile ütüleyenlere...Aslında Küçükken o kadar severmişimki oyuncak bir ütü masam ve ütümle beraber bide elektrik süpürgem vardı ..Annem ütüsünü açtımı bende hemen kendiminkini açardım başlardım atletleri ütülemeye...Bide bozulurdum cok annem benim emeğimin üstünden çaktırmadan geçerken...Ya çoçuk kalbimin çok ağrıma gitti yaptığım şeyin beğenilmemesi nefret ettim yada küçük yaşta çok yıpratmışım kendimi sanırım ütüydü, evi süpürmekti derken:))...Annemin sen nasıl değiştin bu kadar küçükken saatlerce ütü yapardın cümlelerine maruz kalsamda cahilliğime ver deyip ütüsüz hayatımdan memnunluğumu herzaman dile getiriyorum...Herzaman eşimin ütülü gömlek istediğinde ne yapıcağımın zaferinin yakın olduğunu bilmenin gururuyla kahkaha atarak sölesede...Beklediği zaferi ellerine vereceğim kaçamıyacağım bir gerçek olcak sanırım:))

İşte ütü maceralarımı geçireceğim sevgili ütüm:))

                     Philips GC4640 Azur Ionic Ütü 

230.00 TL olan ütümü kampanyadan 160.00 tl ye fazla bile diyerek aldım..Hadi bakalım hayırlısı...Acaip sistemlere sahip komplike ütülere 500-600 vermeyi aklımdan bile geçirmedim...Yeter bu bana yaww dimi?:))

 

22 Ocak 2010 Cuma

ANILARIMIN KIŞI......


  Dışarda kar yağıyor...Karı, kışı soğuğu sevmem aslında ben ama boza çocukluğumdan beri içimi ısıtır...


 Boooozzzzzaaaaaaa  sesini duyduğumda cama yapışırdım bizim tanışıklığımız taa o zamanlara dayanıyor aslında...Şimdi kaybettiğimiz, bulamadığımız belki aradığımız değerlere sahip olduğumuz dönemlere....
"Bozacı amca" diye kıpkırmızı kesilene kadar bağırıp sesimi duyurmaya çalışırdım...Sanki nağralar atarak uzaklaşacak ve bir daha geri gelmicek, geldiği karanlığa tekrar gömülecekmiş gibi korkarak, heyecanla tekrar tekrar bağırırdım taki sesimi duyup sırtındaki güğümünü indirip bana soğuk, uzun kış gecemde sıcacık bir bakışla gülümseyene kadar....Annemin yanına koşardım bu sefer bağıra beğıra "duydu duyduuu" sürahiyi kaptığım gibi bozacı amcayla karşılaşma anımızı beklerdimm...
  Dolan sürahimi kucağıma alıp düşürmeden mutfağa yetiştirmeye hızlı adımlarla giderken annem ensemden yakalardı beni "düşürüceksin"....

  Bardağımı kaptığım gibi dolardı bozam eeee tarçın yokmu üstüne.... 

  Boza bana çocukluğumdan bir sestir, anılarımın kışıdır, artık herşeyin endüstriyel olduğu, bütün güzel şeylerin plastik şişelere sığdırıldığı şu dönemde eskiye özlemi biraz daha dindirmektir....
  
  Evime giderken sokaklara bakıcam yine karanlıktan duymaya çalışıcam, çocukluğumu,anılarımı ama biliyorumki ne çocukluğum nede bozacı amca karanlıktan sıcacık gülümsemesiyle gelmicek.....

21 Ocak 2010 Perşembe

1.MİM,2.MİM .....

1) Dokunulmazlıkların kaldırılması hakkında ne düşünüyorsunuz?
Kaldırılırsa en azından benim milletimin seçtiği vekilleri sarhoş bir şekilde kelimeler ağızlarında yuvarlanarak.....
sen benim kim olduğumu biliyormusun...Ben milletvekiliyim cümlelerinden kurtulmuş oluruz...
Aynı zamanda çok sevgili milletvekillerimizin,başbakanımızın,cumhurbaşkanımızın elini kolunu sallayarak yolsuzluk yapmalarını belki engeller bağımsızlığınıda yitiren yargıya devrederiz...
2) Seçim barajı kaldırılsın mı? Neden?
Ne münasebet...Birlikten kuvvet doğar...Bu baraj sayesinde kurtarıyoruz ipsiz sapsızlardan birazcıkta...
3) Adayların belirlenmesinde nasıl bir yöntem uygulansın?
Deniz baykal'ın kullandığı...
Kendisini sevenler ve sevmeyenlere göre belirlediği aday belirleme yöntemi hariç...
Herşeye açığım...Halk referandumu geçerli bir yöntem...
4) Yargı bağımsızlığı sizin için ne anlam taşıyor?
Çok önemli bir kavramdı bir zamanlar...Herkesin dilindeydi....
Heyy arkadaşım napıyorsun bu ülkenin hukuku var,mahkemesi var, savcısı hakimi var....
Sende kimsin...
Artık kimsenin dili varmıyo bu cümlelere....Benim bağımsız yargım artık iktidara bağımlı yargım oldu...
Acı ama gerçek...

Cevaplarımı verdim....
Bu mimi bana kimmi yolladı?
TABLONUN KENARINDAKİ TOZ  aslında bloglar arasında gezinirken keşfettim kendisini,
ilk olarak blog adı dikkatimi çekti girdim dünyasına taptazezik bir blog...Ama başarılı bir blog olcağından eminim...
-------------------------------------------------------
 2. Mim'im çiçeği burnunda gelinimiz demetten

1 - 14 Subat sizin icin ne ifade ediyor ?
Bayan: Belki bu sefer bana bi çiçek alırsın yaa ne dersin?
Erkek: Bu tarz şeyler hediye sektörünü canlandırmak için yapılan düzmeceler....

2-  Sokaklarda ekmekten cok kirmizi gulun satildigi bu gunde size de bir tane getiren yoksa kendinizi nasil hissedersiniz ?
Bayan: Benim neyim eksik şu sümüklü kızdan elinde güllerle geziyo...
Erkek: Hayatım senden başka güzel çiçek mi var....Gülüm benim...Çiçeğim..Sen iste ben sana 1 kamyon gül alıyım...O zman  hayaliyle çok  sevinmiştim ama hayalden öteye geçemedi://
En azından gönlümü yapıyor dimi?:)

3 - Bu zamana kadar aldiginiz Sevgililer Gunu hediyeleri icerisinde basucunuzdan ayirmadiginiz hediye hangisi?
Benden-Nişanlıma:Kocaman bir demet  gül :)) -uyarı anlamında-Bide onu taşıttım sokaklarda:))
Nefret eder....
Nişanlımdan-bana: Ertesi sene Arkadaşlarla süper bi uludağ tatili...İşe yaramış dimi;)

4 - Bu sene sevgiliye ne almali ?
Bu soruyu sordum....Aynen dialoğu yazıyorum....

Ben: Aşkım bana sevgililer günü hediyesi ne alıcaksın?
Nişanlımdan: Hiç bişi almıcam tatlım artık biz sevgili değiliz ki Nişanlıyız :))))
puauahahahu

5 - Peki size ne gelse dunyalar sizin olur ?
Bunuda sordum:)) 

Nişanlım: Sen gel canım benim yanıma yeter...(Balıkesir-Akçayda kendileri)canım benim kıyamam
Ben: Hayır sen gel....(Ben kocaeli semalarında)
Nişanlım:Ben seni istemeye geldim yaa...Sıra sende....
İşte bizim hikayemiz....Ama hakkını yemicem doğum günlerimi ve ilk çıkmaya başladığımız günü asla unutmaz...Hediyelerini de bu iki özel güne saklar...
Ben bu adamı seviyorum ....

Bende ...
life is beautiful...
düşünen balık
cep aynası...
gönderiyorum....
Öpüyorum herkesi...